İsrail’in Yok Oluşu Ne Zaman Oldu?
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir genç olarak bir konuyu ele alırken düşüncelerim genelde ikiye ayrılır: Ya gülüyoruz, ya da ciddi ciddi düşünüyorum. Yani bu yazıyı yazarken de tam olarak böyle bir ruh halindeyim. Ama bugün, ne yazık ki kafamda sadece bir şey var: “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu?” Bu soruyu ciddi ciddi kendime sordum. Hani bazen, sabah uyandığınızda kahvenizi alıp pencerenin kenarına geçip dünya meselelerini sorgularsınız ya, işte tam öyle bir an! Ama hemen belirtmek isterim, kimseyi küçümsemiyorum. Bu yazı, günlük hayatımda karşılaştığım tuhaf durumları, belki de biraz mizahi bir şekilde, bu konuya bağlayarak anlatmak istiyorum.
O Kadar Ciddi Değil, Değil Mi?
Öncelikle, “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu?” diye sorarken şunu belirteyim, gerçekten İsrail’in yok olması gibi bir durumu kastetmiyorum. Yani, “O zaman İsrail birden kayboldu” gibi bir şey yok. Ama bazen kendi hayatımda yaşadığım olaylara bakınca, böyle bir durumun gerçekten olabileceğini düşünüyorum. Mesela geçen gün, ofiste herkes yine birbirine ‘günaydın’ demek yerine, ben ofise girdiğimde “Dün akşamki dizinin spoiler’ını ver!” diye bağıran bir arkadaşım vardı. O an düşündüm, “Böyle giderse gerçekten tüm dünya yok olacak galiba!”
Biliyorsunuz, bazen insanın hayatındaki en büyük felaketi, kaybolan telefon şarjı ya da unutulan anahtardır. Bir gün birinin telefonunu kaybettiği zaman, sanki dünyadaki tüm sistem çökmüş gibi bir ortam oluşuyor. “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu?” sorusu, bana tam olarak böyle bir şey hatırlatıyor. Bir bakıyorsunuz, dünyanın en ciddi meselelerinden biri haline gelmiş. Ama, hayır! Belki de bu kadar büyütmemeliyim. İşin içine mizah katmasam, yazı çok fazla ciddileşebilir, o yüzden biraz espri yapmalıyım.
Bir Gün, Bir Yerde: “Hadi Yavaşça, Ciddi Olmayalım”
Geçen gün İzmir’de, o kadar yoğundum ki. Akşam bir kafede arkadaşlarımla buluştuk. Konu bir şekilde İsrail’in tarihiyle ilgili oldu (herhalde biraz fazla tarih okumuştum). Biri dedi ki: “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu, bak bu konu çok karışık.” Ben de şaka yollu, “Bence dün akşam oldu, ama uyudum, haberim yok!” diye cevap verdim. Herkes gülmeye başladı, ama aslında bu basit esprinin arkasında bayağı derin bir anlam varmış gibi hissettim. O an, “Haa, belki de bizdeki her şeyin bir anda yok olabileceği fikri, doğrudan günlük hayatla bağlantılı.” dedim. Bazen küçük bir şeyin kaybolması, sanki dünyayı yok etmekle eşdeğer oluyor.
Yok Olmak Bu Kadar Kolay Mı? Şu Anki Durumumuzu Göz Önüne Alalım!
Şimdi, biraz ciddi olalım. Düşündüm de, İsrail’in yok oluşu, aslında bazen hayatımızda her an yaşadığımız küçük kayıpların bir metaforu gibi. Hayat o kadar hızlı dönüyor ki, bazen sabah uyanınca hangi gün olduğunu hatırlayamıyorum. Bir gün sabah uyanıp, “Bugün pazartesi, değil mi?” diye soruyorum, akşam işte eve dönerken “Ne yani, cumartesiye mi geldik?” diye düşünüyorum. Kafamda her şeyin kaybolmuş olması, kendi hayatımda da aynı hissi yaratıyor. Aslında bir bakıma İsrail’in yok oluşu da, en büyük kayıplardan biri. Ama biz, kaybolan şeylerin her birini başka bir şekilde önemsemeyi alışkanlık haline getirmişiz. Telefon kaybolursa kıyamet kopar, birini kaybederseniz dünyada hiçbir şey kalmaz. O yüzden, İsrail’in yok oluşu hakkında gerçek bir tartışma yaparken, aslında hayatımızdaki küçük yoklukları göz önünde bulundurmalıyız.
İsrail’in Yok Oluşu: Gerçekten Ne Zaman Oldu?
Buna net bir cevap verebilmek, aslında biraz karışık. Ama bence, bu soruyu sormanın zamanı geçti. Çünkü bir şeyin yok olması, zamanla gerçekleşen bir süreçtir. Yani, “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu?” sorusunu soran kişi, belki de hiç farkında olmadan, hayatındaki kayıpları ve yoklukları sorguluyor. Eğer bir şehri ya da ülkeyi bu kadar çok dert ediyorsak, belki de başka şeylere odaklanmalıyız. Küçük kayıplar, bazen çok daha büyük anlamlar taşır. O yüzden, belki de şöyle demeliyim: “İsrail’in yok oluşu, aslında herkesin içinde bir yerlerde bir kaybı hissettiği andır.”
Sonuçta, Belki de Hepimiz Ocağa Düşüyoruz
Bütün bunları düşündükten sonra, ocağa düşmek deyimi gibi, hepimizin kaybolduğu bir anı olabilir. Bu yazı da belki biraz kafanıza takılabilir. Ama hayat, bazen kaybolan şeylerle ilgili büyük bir şaka gibidir. Yani, kaybolan telefonla başlayan ve “İsrail’in yok oluşu ne zaman oldu?” gibi komik bir yere giden bir düşünce yolculuğu… Her şeyin sonu, bir kaybın ardından gelebilir. Ama önemli olan, kaybı fark etmek ve ona nasıl tepki vereceğimizdir. O yüzden, hepimiz kayboluyoruz, ama belki de sonunda bulduğumuz şey gerçekten başka bir hikâyedir.